Anayasaya aykırı soruşturma!

Kamuoyunda ‘Ergenekon soruşturması’ olarak bilinen operasyonla ilgili süreçte Habercilerin gözaltına alınma biçimleri ile Gazete ofislerinin aranarak habercilerin bilgi ve belgelerine ayrım yapmadan el konulması olaylarını endişeyle izledik. Ben soruşturma kapsamında Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’nin elleri arkadan kelepçelenerek alınması, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın gözaltına alındıktan sonra Gazete ofisinin aranarak ayrım yapılmaksızın tüm bilgi, belge ve bilgisayarlarına el konulmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu düşünüyorum. Bu noktada Anayasa’nın 28. maddesi ile 30. maddesini hukukçuların dikkatini çekmek istiyorum. Anayasa’nın 28. Maddesi: A- Basın Hürriyeti Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.Anayasa’nın 30. Maddesi: C.Basın Araçlarının Korunması Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.

Ayrıca 5187 Sayılı Basın Kanununun 12. Maddesinde, Habercinin elde ettiği bilgi ve belgeleri açıklamaya zorlanamayacağı açık hükümle belirtilmiştir. Şöyle ki; Basın kanunu: Madde 12- Süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.

Gözaltılar sadece gazetecilerle de sınırlı değil Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’de alınanlar arasında. Gazetecilerin gözaltına alınmasının nedenini sormalarına Aygün “Atatürk’ü sevmemden dolayı” ifadesinde bulunuyor. Ülke nerelere gidiyor. Sağ ve sol kesimde resmen kılıçlar çekildi.

Yaşananlar sonrası gazeteci Fatih Altaylı katıldığı canlı telefon bağlantısında bu ülkenin yaşanacak halinin kalmadığını belirterek Cumhuriyet rejimine karşı atılan bir adım olduğunu belirtiyor. Bu yönde bir açıklama yurttaşları daha da ürkütüyor. Bugün amaç Atatürk Cumhuriyetini yıkıp onun ilke ve devrimlerinden vazgeçmekse gerçekten artık birilerinin bir şeyler yapması gerekiyor.

Yapılan gözaltı olayının ilginç bir yanı iki gün önceden verilen karar tam Başsavcı Yalçınkaya’nın Anayasa Mahkemesinde AKP’nin kapatma davası hakkında sözlü ifade de bulunacağı günün seçilmesi. Buradaki amaç nedir AKP’ye karşı olan gazetecilerin sesini çıkarmamasını mı sağlamak. Yoksa medya’nın ilgisini bu yöne mi çekmek anlam veremedim. Ama öyleyse başardılar ve gündemi çevirdiler.

Sözlerimi tamamlarken şunu ifade etmek isterim bende Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu bir basın emekçisi olarak bu ülkenin büyük zorluklarla kazanıldığını bunun için her türlü mücadeleye hazır olduğumuzu belirtmek isterim. Bu ülkede eğer ki Humeyni’yi değil Atatürk’ü sevip onun yolunda yürümek suçsa bende suçlulardan birisiyim, gelin beni de alın. Adına ister Ergenekoncu deyin, ister darbeci, isterseniz devrimci hiç fark etmez. Bizim tek yolumuz Atatürk’ün yolu, tek sevdamız Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !